İçeriğe atla

Bulgaristan

Tuğçenur SARIGÜNEY

"Bulgaristan’ın Madan bölgesinde Grandchildren For Rent kısa dönem ESC projesine katılan Tuğçenur Sarıgüney; gönüllülük, kültürlerarası öğrenme, yaşlı bireylerle dayanışma ve kişisel gelişim açısından unutulmaz bir deneyim yaşadı."

Program

Grandchildren For Rent Kısa Dönem ESC Gönüllülüğü

29 Haziran 2026

Sınırları Aşmak ve Hayatlara Dokunmak

Merhaba, ben Tuğçenur SARIĞÜNEY.

Selçuk Üniversitesi Psikoloji Bölümü son sınıf öğrencisi olarak, 2026 yaz dönemimi hem kendi alanımda pratik kazanabileceğim hem de multidisipliner alanlarda aktif rol alabileceğim bir faaliyet arayışındaydım. Tam da bu arayışlar içindeyken KOZ-DER sayesinde önümde yepyeni bir kapı aralandı. O kapıdan attığım adımlar beni Bulgaristan’ın Madan bölgesine götürdü. Burada deneyimlediğim iki aylık Grandchildren For Rent Kısa Dönem ESC projesi, hem kendi sınırlarımı hem de etrafımdaki sınırlılıkları fark etmeme yardımcı oldu. Aynı zamanda bunlarla nasıl başa çıkabileceğime dair çeşitli yollar geliştirdim. Farklı yaşamların varlığını bana hatırlatan bu proje süreci, kimliğime ve kişiliğime binlerce katkıda bulundu.

Madan’da Yavaşlamak ve Fark Etmek

Madan’a adım attığım ilk günlerde beni etkileyen ilk şey, kentin sarsılmaz dinginliğiydi. Günümüzde hayatta kalmak için yaşamaya çalıştığımız büyük şehirlerin karmaşasında çoğunlukla kayboluyoruz. Doğanın o yalın huzuruna ne kadar ihtiyaç duyduğumuzu unutuyoruz. Bu farkındalık, Madan’ın bana verdiği ilk ve en değerli hediyelerden biri oldu. Metropol ilişkilerinin karmaşıklığından uzaklaştığımız bu iki ay boyunca bir yandan kendi iç dünyamı ve değerlerimi gözden geçirme fırsatı bulurken, diğer yandan çevremdeki insanların hayatlarının olağan durumlarını da gözlemledim. Yaşadığımı gerçekten hissettiğim bu dönemde, yaşamın ve yaşamanın ne anlama geldiğini daha fazla sorgulama fırsatı buldum. Bu sürecin beni fazlasıyla büyüteceğini daha ilk günlerde anladım. Projemiz gereği yerel halkın ihtiyaçlarıyla ilgilenirken kendi ihtiyaçlarımızın ve isteklerimizin ne kadar iç içe geçtiğini; yaşamımıza anlam katmaya çalışırken çoğu şeyi nasıl anlamsızlaştırabildiğimizi de fark ettim.

İnsanı Anlamaktan Topluma Dokunmaya

Psikolojiye dair bilgi birikimi olan biri olarak sahada olmak ve çeşitli kültürlerden insanların özel ihtiyaçlarına doğru yanıtlar ve çözümler üretmek beni zaman zaman zorlasa da bana çok temel bir bakış açısı kazandırdı: İnsanlar, seri üretim bir kalıp değildi. Herkesin ihtiyacı da isteği de kendine özgüydü. Herkese aynı tabağı sunmak adalet olabilirdi belki ama şifa değildi. Doğru destek; kişinin tam da kendi kendine yetemediği, eksikliğini hissettiği noktadan ve sadece taşıyabileceği kadar karşılık almasıyla mümkündü. Ne azı, ne de fazlası… Bu durumu özümsemeye çalışırken birçok yaşlı insanın gündelik ve dönemlik ihtiyaçlarına destek olmaya çalıştık. Ortak yaşam alanlarının korunması, yabani otların temizlenmesi, kışlık odunların kırılması ve düzenlenmesi gibi fiziksel dayanışma gerektiren işlerde aktif sorumluluklar alarak birçok çevre ve doğa çalışması yaptık. Bu süreçte yaşlı bireylerin günlük hayatlarına destek olmak ve sohbetlerine ortak olmak ise projenin duygusal boyutu en yüksek kısmıydı. Sahada bireysel olarak kurduğumuz bağlar; empatik iletişim, aktif dinleme ve insan ilişkilerini anlamlandırmak açısından benim için paha biçilmez dersler niteliğindeydi.

Farklı Dünyaların Ortak Hikâyesi

Projemiz süresince farklı kültürel bölgelerden gelen Erasmus öğrencileriyle aynı evi ve aynı amacı paylaşmak, aramızda güçlü bir birlik ve dayanışma ortamı oluşturdu. Birlikte hazırladığımız yemekler, izlediğimiz maçlar, oynadığımız voleybol maçları ve uzun akşam sohbetleri bizi Erasmus/ESC arkadaşlığının ötesine taşıyarak gerçek dostluklara dönüştürdü. Proje içerisindeki izin günlerimde ise Bulgaristan’ın ve Avrupa’nın farklı noktalarını keşfederek vizyonumu genişletme imkânı elde ettim. Aslında tüm bu süreçte, harita üzerindeki coğrafi sınırları aştıkça kendi sınırlarımı da aşmışım. Bunu proje sonunda çok daha iyi görebiliyorum.

Kendimi Yeniden Keşfederken

Madan’da geçirdiğim bu iki aylık süreç bana yalnızca güzel anılar bırakmadı; aynı zamanda mesleki ve kişisel gelişimime de çok büyük katkılar sundu. Bu süreçte insanların ihtiyaçlarını ve davranışlarını farklı kültürlerin bakış açıları üzerinden gözlemleme ve anlama fırsatı buldum. Farklı kültürlerden ve disiplinlerden insanların yer aldığı bir ekip içerisinde çalışarak takım çalışması konusunda kendimi geliştirdim. Günlük hayatın içinde İngilizce dil becerilerimi aktif olarak kullanmak, iletişim yeteneğimi geliştirmeme ve kendimi ifade etme konusunda daha özgüvenli olmama yardımcı oldu. Aynı zamanda konfor alanımdan çıktığımda, aslında birçok şeye düşündüğümden çok daha kolay adapte olabildiğimi fark ettim. Kısacası bu iki ay bana hem farklı insanları ve kültürleri tanıma hem de kendimi daha yakından keşfetme fırsatı sundu. Buradan sadece güzel anılarla değil; hayatıma ve kendime kattığım yeni deneyimler, öğrendiklerim ve güzel birikimlerle ayrılıyorum.

Veda ve Teşekkür

Madan’dan ayrılırken arkamda harika dostluklar, güzel anılar, öğrenilmiş dersler ve kalbimde derin bir huzur bırakıyorum. Bazı şehirler sadece gezilip görülür, bazıları ise insanın zihninde ve kalbinde iz bırakır. Madan benim için kesinlikle ikinci gruptaydı. Bu güzel deneyimi yaşamama vesile olan ve bana bu kapıyı aralayan KOZ-DER ailesine, süreç boyunca rehberliğini ve desteğini her zaman hissettiren Halil ÖZKARACA Hocama, ev sahibi kuruluşumuza ve bu yolculuğu benimle paylaşan tüm gönüllü kardeşlerime yürekten teşekkür ederim. Bunun yanında, bu süreçte bir şekilde yoluma dokunan, bana destek olan, birlikte çalıştığım, sohbet ettiğim ve güzel anılar biriktirdiğim herkese ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bazen kısa bir sohbetin, küçük bir yardımın ya da paylaşılan bir anın bile insanın hafızasında ne kadar büyük bir yer edinebileceğini bu süreçte bir kez daha gördüm. Burada tanıştığım her insanın, yaşadığım her deneyimin ve öğrendiğim her şeyin bundan sonraki yolculuğumda benimle olacağına inanıyorum. Bana sadece yeni bir şehir değil; farklı kültürleri, farklı insanları ve en önemlisi kendimi daha yakından tanıma fırsatı verdiğiniz için hepinize teşekkür ederim.

İyi ki bu yolculuğun bir parçasıydım.