Bulgaristan
Sueda ÖZYILDIRIM
"Bulgaristan’da katıldığım Inclusive Democracy Lab süreci; güçlü dostluklar, kültürel paylaşım ve unutulmaz anılarla benim için çok özel bir deneyim oldu."
Program
Bulgaristan Erasmus+ Training
13.04.2026
Herkese merhaba,
Ben Sueda. Bazı yolculuklar vardır; haritada bir noktaya gidersiniz ama döndüğünüzde ruhunuzun kapsama alanı tüm dünyayı sarar. Bulgaristan’ın huzurlu kasabası Madan’da katıldığım Inclusive Democracy Lab projesi, benim için tam olarak böyle bir deneyimdi. Bir hafta gibi kısa bir sürede, bir grup yabancının nasıl kocaman ve sıcacık bir aileye dönüşebileceğine tanıklık ettim.
Ev Sahibi Misafirperverliği ve Madan’ın Ruhu
Projeye dair ilk hatırlayacağım şey, bizi karşılayan derneğin o inanılmaz içtenliği olacak. Sadece bir organizasyon yapmadılar; bize evimizi aratmayacak bir konfor ve her anımızla ilgilenen sıcak bir rehberlik sundular. Madan’ın sakinliği ve doğasıyla birleşen bu ilgi, daha ilk günden bana “İyi ki buradayım” dedirtti.
Madan, benim için sadece bir proje yeri değil; huzurun, samimiyetin ve aidiyet hissinin bir araya geldiği özel bir yer oldu. Orada geçirdiğim her gün, bulunduğum ortamla daha güçlü bir bağ kurmamı sağladı.
Kültür Geceleri: Tek Bir Kalp, Binbir Renk
Haftanın en renkli ve unutulmaz anlarından biri kesinlikle kültür geceleriydi. Bulgarlar, Macarlar, bizler ve daha birçok farklı kültürden gelen arkadaşlarla bir aradaydık. O gece sadece yemeklerimizi ya da müziklerimizi paylaşmadık; aynı zamanda neşemizi, hikâyelerimizi ve enerjimizi de birbirimize sunduk.
Masaların üzerine serilen her yöresel örtü, aslında başka bir dünyanın kapısını aralıyordu. Macar ezgilerinden Bulgar ritimlerine, bizim topraklarımızın sıcaklığından diğer ülkelerin tınılarına kadar her şey tek bir odada buluşmuştu. Farklı diller konuşsak da aslında kalplerimizin aynı ritimde attığını hissetmek benim için çok özeldi.
Plovdiv: Tarihin İçinde Bir Gün
Projenin en etkileyici duraklarından biri de Plovdiv gezimizdi. Avrupa’nın en eski şehirlerinden biri olan bu yerde, Arnavut kaldırımlı sokaklarda yürürken sanki her köşe bize ayrı bir hikâye fısıldıyordu. Antik tiyatronun görkemi, şehrin sanatsal ruhu ve tarihi dokusu hepimizi derinden etkiledi.
Bu gezi, sadece yeni bir şehir görmekten ibaret değildi. Aynı zamanda grup içindeki bağları daha da güçlendiren, birlikte keşfetmenin ne kadar keyifli olduğunu hissettiren çok güzel bir deneyimdi.
Kurulan Bağlar ve O Buruk Veda
Bu süreç bana şunu öğretti: İnsanlar arasında bağ kurmak için yıllara gerek yokmuş. Inclusive Democracy Lab, benim için yalnızca bir eğitim programı değil; güçlü dostlukların, birlikte gülmenin, düşünmenin ve “biz” olabilmenin en güzel örneğiydi.
Ayrılık vakti geldiğinde içimde büyük bir minnet ama aynı zamanda derin bir burukluk vardı. Çünkü geride sadece bir şehir bırakmıyordum; aynı zamanda bana çok iyi gelen insanları, sıcak anıları ve kalbimde yer eden duyguları da geride bırakıyordum.
Valizimdeki En Değerli Emanet
Madan’dan ayrılırken yanımda götürdüğüm şey sadece bir sertifika ya da birkaç hediyelik eşya değildi. Asıl taşıdığım şey; ruhumun derinliklerine işlenmiş, çok değerli bir dünya mirasıydı. Bu proje bana sadece yeni bilgiler değil; aynı zamanda dostluk, paylaşım, aidiyet ve insan sıcaklığının ne kadar evrensel olduğunu da öğretti.
Bu anlamlı deneyimi yaşamama vesile olan KOZ-DER’e de ayrıca teşekkür etmek istiyorum. Bu yolculukta kazandığım her anı, her bağ ve her duygu benim için çok kıymetli. Madan’ın bende bıraktığı o sıcaklık, kalbimin bir köşesinde hep yaşamaya devam edecek.