Türkiye · Kilis
Özlem ÇİLOĞLU
"Özlem ÇİLOĞLU, Kilis’te gerçekleştirilen LIFE for PRR – Yaşama Kat Erasmus+ Gençlik Değişimi’nde hazırlık aşamasından proje sonuna kadar gönüllü olarak yer aldığı deneyimini anlatıyor."
Program
LIFE for PRR – Yaşama Kat — Erasmus+ Gençlik Değişimi
3 Temmuz 2025
Bir Gönüllünün Gözünden LIFE for PRR: Kilis’ten Dünyaya Uzanan Bir Hikâye
Merhaba sevgili KOZ-DER okurları, ben Özlem ÇİLOĞLU. 🌿
Yine muhteşem bir projeden bahsetmek istiyorum sizlere. Ama bu kez rotamız yurt dışı değil; Türkiye’nin güneydoğusunda, Gaziantep’ten ayrılarak kendi başına şehir olan, küçük ama hikâyeleri oldukça büyük olan güzel Kilis!
Bugün sizlere 3–11 Temmuz 2025 tarihleri arasında Kilis’te gerçekleştirdiğimiz “LIFE for PRR – Yaşama Kat” Youth Exchange projesini, sadece bir katılımcının değil, projenin hazırlık sürecinden son gününe kadar gönüllü olarak içinde bulunan biri olarak anlatmak istiyorum.
Çünkü bazı projeler vardır, sadece birkaç gün sürer. Ama sizde bıraktığı iz çok daha uzun sürer. Bizimki de biraz öyle oldu. :)
Her Şey Başlamadan Önce…
Proje başlamadan önce Kilis’te olduğum için KOZ-DER ekibine projenin lojistik ve hazırlık süreçlerinde gönüllü olarak destek olma fırsatım oldu.
Canva tasarımları, roll-up tasarımları, katılımcı kartları, katılımcılarla yapılacak toplantılar, seyahat süreçleri, protokol ziyaretleri ve daha birçok küçük ama aslında projenin gerçekleşmesi için oldukça önemli detayla ilgilendik.
Bazen dışarıdan bakınca bir projenin sadece katılımcıların bir araya gelmesiyle başladığını düşünüyoruz. Oysa o birkaç günün arkasında haftalarca süren hazırlıklar, planlamalar, telefon görüşmeleri, tasarımlar, ulaşım planları ve “Acaba bunu da düşündük mü?” soruları var. :)
Ben de bu sürecin içerisinde yer alarak projenin sadece katılımcısı değil, aynı zamanda gönüllü ekibinin bir parçası oldum.
Ve sonra beklenen gün geldi…
Gaziantep Havalimanı’ndan Kilis’e Doğru!
Projemiz, farklı ülkelerden gelen katılımcılarımızın Gaziantep Havalimanı’na ulaşmasıyla resmen başladı.
Enes arkadaşımızla birlikte araçlarla Gaziantep Havalimanı’na giderek katılımcılarımızı karşıladık ve Kilis’teki konaklama yerlerine ulaştırdık.
Projeye katılan ülkelerimiz Bulgaristan, İtalya, Polonya, Romanya ve Türkiye idi.
Ama bu projede sadece yurt dışından gelen arkadaşlarımız değil, birçok Türk gönüllümüz de projenin her aşamasında aktif olarak görev aldı. Kimi lojistikte, kimi sosyal medyada, kimi saha çalışmalarında, kimi de hiç beklemediğimiz bir anda ortaya çıkan küçük krizleri çözmekte görev aldı.
Yani anlayacağınız, ekip olarak “Biz bunu hallederiz.” cümlesini oldukça sık kullandık. :)
İlk Günler: Enerjiler, Oyunlar ve Secret Friend’ler
Her Youth Exchange’te olduğu gibi bizim projemiz de enerjilerle başladı. Birbirimizi tanımaya çalışırken, farklı ülkelerden gelen insanların aynı ortamda kısa sürede kaynaşmasına şahit olmak gerçekten çok güzeldi.
Tabii Youth Exchange denince olmazsa olmazımız Secret Friend etkinliğimizi de unutmadık.
Kim kimin Secret Friend’i?
Kim kime küçük bir sürpriz hazırlayacak?
Kim kimin kim olduğunu anlamaya çalışıyor?
Projenin ilerleyen günlerinde bu küçük oyunların aslında ne kadar güzel bağlar oluşturduğunu daha iyi anladık.
Çünkü birkaç gün önce birbirinin adını bile bilmeyen insanlar, projenin sonunda birbirlerinin hayatlarında güzel bir anıya dönüşmeye başlamıştı.
Kilis’i Tanımaya Başlıyoruz
Kilis’e gelip de Kilis’i tanımadan dönmek olmazdı.
İlk olarak Kilis İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nü ziyaret ettik. Burada Kilis’in tarihi, kültürü ve turistik değerleri hakkında hazırlanan sunumu izledik ve ardından şehri küçük gezilerle keşfetmeye başladık.
Bu süreçte benim de Kilis hakkında bilmediğim bazı şeyleri öğrendiğimi itiraf etmeliyim. :)
Mesela birçok kişinin düşündüğünün aksine Kilis’in Arap olmadığı, ancak Suriye’ye coğrafi olarak çok yakın olması nedeniyle Arap kültüründen etkilendiği üzerine konuştuk.
Bir diğer klasik yanlış bilgi ise Kilis’in Hatay’dan ayrıldığı düşüncesiydi.
Hayır arkadaşlar, Kilis Gaziantep’ten ayrılarak il olmuş. :)
Bazen yaşadığımız ülkenin bir şehrini, orada yaşamamıza rağmen yeterince tanımadığımızı böyle projelerde fark ediyoruz.
Biraz Yaratıcılık, Biraz İğne-İplik ve Bolca Geri Dönüşüm!
Proje kapsamında gerçekleştirdiğimiz en sevdiğim çalışmalardan biri geri dönüşüm atölyesiydi.
Bir geri dönüşüm merkezini ziyaret ettik, atık malzemeleri inceledik ve bu malzemeleri kullanarak kıyafetler ve farklı tasarımlar üretmeye çalıştık.
İşin en güzel tarafı ise elimizde pahalı malzemeler, profesyonel ekipmanlar ya da özel araçlar yoktu. Sadece biraz yaratıcılık, biraz emek, iğne, iplik ve hayal gücü vardı.
Ve ortaya gerçekten çok güzel işler çıktı.
O gün şunu bir kez daha düşündüm:
Belki de sürekli daha fazlasını satın almak ve tüketmek yerine, elimizde olan şeylere biraz emek vererek onları yeniden kullanmayı öğrenebiliriz.
Benim için projenin en güzel istasyonlarından biri kesinlikle buydu. Çünkü ortaya sadece bir tasarım çıkmadı; aynı zamanda “Bir şeyi dönüştürmek için her zaman yenisini almak zorunda değiliz.” fikri çıktı.
Kilis Gecesi: Sıra Gecesi mi, Gece Kulübü mü?
Kilis’in kültürünü tanımaya devam ederken tarihi Kabaltı Cafe’de, yurt dışından ve Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen gençlerimiz için bir sıra gecesi düzenledik.
Ve sanırım burada projenin en büyük keşiflerinden biri gerçekleşti.
Çünkü yurt dışından gelen arkadaşlarımızdan bazıları sıra gecesinin gece kulüplerinden daha eğlenceli olduğunu söyledi.
Bunu duyunca Kilis adına küçük bir gurur yaşamadık desek yalan olur. :)
Müzik, yemek, sohbet ve farklı ülkelerden gelen insanların aynı masada buluşması…
Bazen kültürlerarası öğrenme için uzun sunumlara bile gerek kalmıyor. Bir masa, birkaç şarkı ve bolca kahkaha yetiyor.
Suyun Yolculuğunu Keşfetmek
Projemiz sadece kültürel gezilerden oluşmuyordu. Çevre ve sürdürülebilirlik teması da önemli bir yer tutuyordu.
Bu kapsamda Kilis Atık Su Arıtma Tesisi’ni ziyaret ettik. Suyun nasıl arıtıldığını, yeniden kullanım süreçlerini ve atık suyun doğaya bırakılmadan önce hangi aşamalardan geçtiğini yerinde gördük.
Ayrıca Kilis’in atık zeytinyağlarının nasıl değerlendirildiğini ve sabuna dönüştürüldüğünü görmek için Kilis Sabunhanesi’ni de ziyaret ettik.
Sonrasında Alaaddin Yavaşça Müzesi’ni ve Kilis’in sokaklarını gezdik.
Yani birkaç gün içerisinde hem tarih, hem kültür, hem çevre, hem de sürdürülebilirlik hakkında bir şeyler öğreniyorduk.
Oylum Höyük’ten Göbeklitepe’ye…
Kilis’teki arkeolojik çalışmaların önemli merkezlerinden biri olan Oylum Höyük ve müzesini ziyaret ettik.
Kazı alanını görmek ve geçmişte burada yaşamış medeniyetlerin izlerine dokunmak gerçekten etkileyiciydi.
Ardından rotamızı Şanlıurfa’ya çevirdik. Bu kez Göbeklitepe bizi bekliyordu.
Mezopotamya’nın tarihine, insanlık tarihinin çok eski dönemlerine ve binlerce yıl önce yaşamış insanların bıraktığı izlere doğru küçük bir yolculuğa çıktık.
Yurt dışından gelen arkadaşlarımızın Türk kültürü ve tarihine duyduğu şaşkınlığı görmek ayrıca güzeldi.
Bazen kendi ülkemizde yaşadığımız için sıradanlaştığını düşündüğümüz şeylerin, başka bir ülkeden gelen bir insanın gözünde ne kadar eşsiz olduğunu böyle anlarda fark ediyoruz.
Birbirimizi Tanımaya Başladığımız Günler…
Projenin sonlarına doğru artık sadece Kilis’i değil, birbirimizi de daha yakından tanımaya başlamıştık.
Her ülke kendi tarihini, kültürünü, geleneklerini, danslarını ve yemeklerini tanıttı.
Bir anda aynı salonda Polonya’dan İtalya’ya, Bulgaristan’dan Romanya’ya ve Türkiye’ye kadar uzanan küçük bir dünya oluştu.
Birbirimizin kültürlerinden yeni kelimeler öğrendik, farklı aksanlara alıştık ve tabii ki İngilizcemizi geliştirmeye çalıştık.
Bazen bir kelimeyi anlamadık. Bazen yanlış telaffuz ettik. Bazen de hep birlikte gülüp tekrar denedik.
Ama zaten dil öğrenmenin en güzel tarafı da biraz böyle değil mi?
Hata yapmaktan korkmadan konuşmak.
Türk Kültür Gecesi 🇹🇷
Ve sıra geldi bizim kültürümüzü anlatacağımız geceye.
Türk Kültür Gecesi’nde kendi tarihimizi, geleneklerimizi ve lezzetlerimizi arkadaşlarımıza tanıttık.
Elbette masamızın vazgeçilmezleri de belliydi:
Türk kahvesi ve lokum.
Çünkü bazı şeyleri anlatmaya gerek yoktur.
Bir fincan Türk kahvesi ve yanında lokum varsa, zaten Türkiye’ye dair küçük bir hikâye başlamıştır. :)
Proje Bitti Ama Hikâye Bitmedi…
Ve sonunda 3–11 Temmuz arasındaki o güzel günlerin sonuna geldik.
Proje bitti. Valizler toplandı. Vedalar başladı.
Ama sanırım Youth Exchange’lerin en güzel tarafı da tam burada başlıyor.
Çünkü proje bittiğinde geriye sadece fotoğraflar kalmıyor. Yeni arkadaşlıklar, yeni kültürler, yeni kelimeler, yeni bakış açıları ve yıllar sonra bile hatırlayacağınız hikâyeler kalıyor.
Biz de birbirimizden ayrıldıktan sonra iletişimimizi koparmadık. Hâlâ konuşuyoruz. Hâlâ birbirimizin hayatından haberdar oluyoruz.
Ve bazı dostlukların gerçekten birkaç günlük bir projeye sığmayacağını bir kez daha görmüş olduk.
Bana Destek Olan Herkese…
Bu proje sürecinde beni her alanda destekleyen ve kendimi geliştirmeme fırsat veren dernek başkanımız Mevlide Özkaraca’ya ve eşi Halil Özkaraca’ya çok teşekkür ediyorum.
Yoğun proje sürecinde medya alanında bana her zaman destek olan gönüllülerimiz Büşra ve Sait’e, ulaşım konusunda destek olan Enes Bozkurt’a, lojistik ve planlama süreçlerinde yanımda olan Muhammed arkadaşımıza da ayrıca teşekkürlerimi iletiyorum.
Sizlerin desteği ve sevgisiyle benim için gerçekten çok güzel bir süreç oldu.
İngilizcemi geliştirmem konusunda bana her zaman destek olan Polonyalı arkadaşım Arkadiusz Cheda’ya ve canım oda arkadaşım, Hırvatistanlı Mina Kovacic’e de ayrıca teşekkür etmek istiyorum.
İtalya’daki ortaklarımızdan Handan Akarsu Scarabello’ya ve eşine de projeye sundukları katkılar için teşekkürlerimi iletiyorum.
Peki Ya Siz?
Eğer bir gün karşınıza böyle bir proje fırsatı çıkarsa, “Acaba gitsem mi?” diye çok fazla düşünmeyin.
Başvurun.
Belki kabul edilirsiniz.
Belki daha önce hiç tanımadığınız insanlarla aynı odada kalırsınız.
Belki ilk gün İngilizce konuşmaya çekinirsiniz.
Belki yanlış kelimeler kullanırsınız.
Belki dünyanın başka bir ucundan bir arkadaş edinirsiniz.
Belki de birkaç gün sonra “Ben bu insanlarla nasıl bu kadar yakın oldum?” diye şaşırırsınız.
Ama emin olun, eve dönerken yanınızda sadece valiziniz olmayacak.
İçinde yeni hikâyeler, yeni arkadaşlıklar, yeni bilgiler ve kendinizin biraz daha gelişmiş bir hâli olacak.
Benim için LIFE for PRR tam olarak böyle bir yolculuktu.
Kilis’te başlayan ama sınırları Kilis’i aşan, farklı ülkelerden insanları bir araya getiren ve bana gönüllülüğün sadece bir şeylere yardım etmek olmadığını; aynı zamanda öğrenmek, üretmek, paylaşmak ve birlikte büyümek olduğunu hatırlatan bir yolculuk…
Beni dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Bizi takip etmeyi unutmayın.
Yeni projelerde, yeni hikâyelerde ve belki de başka bir ülkede yeniden görüşmek üzere.
Mutlulukla kalın.
Sizlerle anılarını paylaşmayı seven,
gönüllü bir dost :)