Portekiz
Özlem ÇİLOĞLU
"Özlem ÇİLOĞLU, KOZ-DER aracılığıyla Portekiz'in Viana do Castelo şehrinde katıldığı 'Toys Lab' adlı ESC gönüllülük projesinde onarılan oyuncakları, gelişen özgüvenini ve iki ayda kurduğu kültürlerarası dostlukları anlatıyor."
Program
Avrupa Dayanışma Programı (ESC) Gönüllülük Projesi
18 Eylül 2025
Viana do Castelo’da İki Ay: Bir Gönüllülük Hikâyesi
Ben Özlem ÇİLOĞLU. 2025 yılının Eylül ayında, KOZ-DER aracılığıyla Portekiz’in Viana do Castelo şehrinde iki ay süren bir gönüllülük deneyimi yaşama fırsatı buldum. Gittiğimde bunun yalnızca bir Avrupa deneyimi olmayacağını, hayatımda iz bırakacak çok özel bir sürecin başlangıcı olduğunu henüz bilmiyordum.
Projemin adı Toys Lab’di. Proje kapsamında oyuncakların yeniden kullanılabilir hâle getirilmesi, tamir edilmesi ve ihtiyaç sahibi çocuklara ulaştırılması üzerine çalıştık. İlk haftalarımız toplanan oyuncakları kategorilere ayırmakla başladı; ardından onları çalışan ve çalışmayan olarak sınıflandırdık. Her bir oyuncağı tek tek temizledik, bakım ve kurutma işlemlerinden geçirdik. Çalışmayanları ise üniversitenin mühendislik fakültesindeki öğrencilerin desteğiyle tamir etmeye başladık.
Bu süreç bana yalnızca oyuncak tamir etmeyi öğretmedi. Bir eşyanın yeniden kullanılabilir hâle gelmesinin, aslında bir çocuğun yüzündeki gülümsemeye dönüşebileceğini gösterdi.
Bir Dil Bariyerinin Ardında Kalan Korku
Bu deneyimin bana en büyük katkılarından biri İngilizce konusunda oldu.
Proje öncesinde İngilizce konuşurken hata yapma konusunda çekincelerim vardı. Fakat Portekiz’de her gün farklı insanlarla İngilizce iletişim kurmak zorunda kalmak, zamanla bu çekingenliğimi ortadan kaldırdı. Markette alışveriş yaparken, üniversitede öğrencilerle konuşurken, projede çalışırken ya da sokakta insanlarla iletişim kurarken sürekli İngilizceye maruz kaldım.
Bir süre sonra fark ettim ki artık cümlelerimi zihnimde defalarca kurmadan konuşabiliyordum. Hata yapmaktan korkmuyordum; çünkü iletişim kurmanın kusursuz konuşmaktan çok daha önemli olduğunu öğrenmiştim.
Bugün insanlarla İngilizce konuşurken kendimi çok daha özgüvenli hissediyorsam, bunda bu projenin ve iki ay boyunca dile maruz kalmamın çok büyük payı var.
Portekiz’de Kendimizden Bir Parça Bulmak
Portekiz’de beni en çok şaşırtan şeylerden biri, Türk ve Portekiz kültürleri arasında hiç beklemediğim kadar çok benzerlik görmem oldu.
Bir gün bir evde televizyonun üzerinde duran dantel örtüleri gördüğümde kendimi bir anda Türkiye’de hissettim. Kültürlerin birbirinden ne kadar farklı olduğunu düşünerek gittiğim bir yerde bu kadar tanıdık görüntülerle karşılaşmak benim için çok güzel bir deneyimdi.
Tabii Portekiz deyince akla gelen bir isim de var: Ronaldo! Portekiz’deyseniz onun dünyanın en iyi sporcusu olduğunu kabul etmeniz gerektiğini kısa sürede öğreniyorsunuz. Başka şansınız yok. :)
Ve tabii ki Portekiz mutfağı… Pastel de Nata, iki aylık maceramızın vazgeçilmezlerinden biriydi. Projedeki arkadaşım Ebrar ile neredeyse her gün marketten aldığımız hazır Pastel de Nata’ları kendimize küçük bir ara öğün hâline getirmiştik.
Viana do Castelo’da ise bizim için ayrı bir yeri olan Bomodo vardı. Dışı şekerli, içi kremalı tatlılarıyla ve nostaljik atmosferiyle beni kendine hayran bırakan bu küçük tatlıcı, günün vazgeçilmez duraklarından biriydi; saat beş olduğunda oraya gitmek neredeyse bir rutin hâline gelmişti. Yanında da küçük fincanlarda café latte…
İşimiz bittikten sonra üniversitenin karşısındaki, okyanusa bakan küçük ve uygun bütçeli kafeye gitmek de günlük rutinlerimiz arasındaydı. Benim favorim ton balıklı ve haşlanmış yumurtalı Atom Sandwich’ti. İlk duyduğunuzda biraz şaşırtıcı gelebilir; ama gönüllülük deneyiminin bana öğrettiği şeylerden biri de farklı lezzetlere ve deneyimlere ön yargısız yaklaşmak oldu. :)
Sadece Oyuncakları Değil, Kültürleri de Paylaştık
Bu deneyimin en güzel taraflarından biri de farklı ülkelerden insanlarla kurduğumuz arkadaşlıklardı.
Kaldığımız apartmanda yaşayan üniversite öğrencileri Rafael, Afonso, Miguel, Ana ve daha birçok arkadaşımızla çok güzel anılar biriktirdik. Onlara Türk kahvesi yaptık, Türk yemeklerini tanıttık, akıl ve zekâ oyunları oynadık. Hatta kahve falını bile öğrettik.
Hâlâ kahve fincanının başında toplanıp gerçekten geleceği görebileceklerine inanarak fal bakmaya çalıştıkları anları hatırlıyorum. Farklı kültürlerden insanların bir masa etrafında toplanıp birlikte gülmesi, gönüllülük projelerinin en güzel taraflarından biriydi. Çünkü bu deneyimde yalnızca Portekiz kültürünü öğrenmedik; kendi kültürümüzü de başkalarına anlatma fırsatı bulduk.
Oyuncakların Ulaştığı Küçük Eller
Projenin sonunda tamir ettiğimiz ve yeniden kullanılabilir hâle getirdiğimiz çok sayıda oyuncağı paketledik. Oyuncaklar, çocuklara ulaştırılmak üzere iki farklı kuruluşa gönderildi.
Yetim çocukların kaldığı kurumlardan birini ziyaret ettiğimiz gün ise benim için projenin en unutulmaz günüydü. O küçük çocukların yüzlerini gördüğümde gözyaşlarıma engel olamadım.
Çünkü o ana kadar yaptığımız iş benim için oyuncakları toplamak, temizlemek, tamir etmek ve paketlemekten ibaretti. Fakat o çocukları gördüğüm anda bütün bu emeğin gerçek anlamını kavradım.
Tamir ettiğimiz her oyuncak artık yalnızca bir oyuncak değildi. Bir çocuğun oynayabileceği, mutlu olabileceği ve belki de uzun süre hatırlayacağı küçük bir hediyeydi. O gün, doğru bir işin parçası olduğumu bütün kalbimle hissettim.
İyi ki Gönüllü Olmuşum
Viana do Castelo’da geçirdiğim iki ay boyunca yalnızca yeni bir ülke görmedim. Yeni insanlar tanıdım, yeni kültürler öğrendim, İngilizcemi geliştirdim, yeni beceriler kazandım ve en önemlisi gönüllülüğün insanlar üzerindeki gerçek etkisini gördüm.
Bazen bir oyuncağı tamir ederek, bazen bir çocuğun yüzünü güldürerek, bazen farklı bir ülkeden biriyle aynı masada kahve içerek dünyaya küçük de olsa bir katkı sağlayabileceğimizi öğrendim.
Bu güzel deneyimin bir parçası olmamı sağlayan KOZ-DER’e, özellikle Halil ÖZKARACA’ya ve sevgili eşi, Dernek Başkanı Mevlüde ÖZKARACA’ya gönülden teşekkür ediyorum.
Portekiz’de bulunduğumuz süre boyunca bizi yalnız bırakmayan ev sahibi kuruluşumuzun değerli ekibinden Rosa Silva, Marcia Mariz ve tüm ekip arkadaşlarına da en içten teşekkürlerimi gönderiyorum. Sizleri ve Viana do Castelo’da geçirdiğim o güzel günleri gerçekten çok özlüyorum.
İki ayın sonunda Portekiz’den yalnızca anılarla değil; hayatımın bundan sonraki döneminde taşıyacağım yeni dostluklar, yeni beceriler ve çok daha büyük bir gönüllülük inancıyla döndüm.
İyi ki gitmişim. İyi ki gönüllü olmuşum. İyi ki Toys Lab’in bir parçası olmuşum.
Her şey için teşekkürler. ❤️