Portekiz
İlknur PEHLİVAN
"Portekiz’in Viana do Castelo şehrinde geçirdiğim iki aylık ESC gönüllülük süreci; çocuklarla çalışmalar, oyuncak laboratuvarı, kültürlerarası dostluklar ve kişisel gelişim açısından benim için unutulmaz bir deneyim oldu."
Program
Portekiz ESC Gönüllülüğü
13.04.2026
Merhaba,
Ben İlknur PEHLİVAN. KOZ-DER aracılığıyla Portekiz’in Viana do Castelo şehrinde gerçekleştirilen iki ay süren bir Avrupa Dayanışma Programı projesine katıldım. Hem çocukların dünyasına dokunduğum hem de değerli dostluklar biriktirdiğim bu benzersiz serüveni, benimle aynı yollardan geçmek isteyen herkese ilham olması dileğiyle paylaşıyorum.
Karar Anı: Bilgisayar Mühendisliğinden Gönüllülüğe
Bu projeye başvurmaya karar verdiğim zaman, üniversiteden mezun olalı çok olmamıştı. Bir mühendis olarak, insanların hayatına direkt dokunabileceğim ve bilgilerimi bu yolda kullanabileceğim bir yer arıyordum.
Hayatı boyunca farklı kültürlere ilgi duyan biri olarak gönüllülük yaparken aynı zamanda başka bir kültürü yerinde deneyimleme fırsatı sunan bu programın bunun için harika bir seçenek olduğunu düşündüm. Yaklaşık yüz kişi arasından seçilen üç kişiden biri olduğumu öğrendikten sonra da bu yolculukta motivasyonum kat kat arttı.
Portekiz ve Viana do Castelo’nun Büyüsü
Portekiz kültürüne ve müziklerine her zaman ilgisi olan biri olarak, projenin bu ülkede gerçekleşecek olmasından dolayı çok heyecanlıydım. Ve Portekiz, bu heyecanımın ne kadar haklı olduğunu attığım her adımda bana kanıtladı. Mesela havalimanına indiğimiz an bizi karşılayan üniversite şoförünün o içten tavrı, Portekizlilerin ne kadar sıcakkanlı ve misafirperver insanlar olduğunu daha ilk dakikadan deneyimlememizi sağladı.
Viana do Castelo ise Porto’ya yaklaşık bir saat uzaklıkta, küçük ama doğası ve huzurlu atmosferiyle insanı anında büyüleyen bir şehir. Sonsuz bir okyanus esintisiyle uyanıp, arkanızda yemyeşil tepeleri, önünüzde ise Lima Nehri’nin okyanusa döküldüğü o muazzam sakinliği hissettiğiniz tam bir doğa harikası.
Sokaklarının güvenliği, her yere yürüyerek ya da bisikletle kolayca ulaşılabilmesi burayı son derece huzurlu bir yaşam alanı haline getiriyor. Bu şehri gördüğüm ilk an, burada çok değerli ve unutulmaz anılar biriktireceğime emindim.
Sahne Bizim: El İşi Çiçekler, Çocuklar ve Oyuncak Hastanesi
Üniversite, orada bir dernekle çalışacağımızı söyledi. O dernekteki günlerim o kadar renkli ve hareketliydi ki her gün yeni bir kalbe dokunmanın mutluluğunu yaşadım.
Günlerimiz bazen yerel festivallerde satılmak üzere el işi çiçeklerin yapımına yardım ederek, bazen de okul çıkışında derneğe gelen çocuklarla oyunlar oynayıp paha biçilemez vakitler geçirerek akıp gidiyordu.
En özel görevlerimizden biri ise adeta bir Oyuncak Hastanesi gibi çalışan oyuncak laboratuvarındaydı. Burada eskiyen, kırılan oyuncakları tamir ediyor, onları özenle temizliyor ve dernekteki çocuklara ulaştırarak yüzlerindeki tebessüme ortak oluyorduk.
Bu süreçte sadece çocukların dünyasına misafir olmadık, aynı zamanda hayatın farklı renklerine de pencereler açtık. İki haftada bir, Montaria adı verilen bir köye giderek orada yaşayan yaşlıları ziyarete başladık. Bu ziyaretler benim için çok anlamlıydı. Bir ziyaretimizde, bir amcanın bize eski aile albümlerini çıkarıp hayat hikâyesini anlatmasını hayatım boyunca unutamayacağım.
Ancak tüm bu süreç boyunca beni en çok gururlandıran, “İyi ki buradayım!” dedirten an, kendi bilgi birikimimi çocuklarla buluşturduğum andı.
Bilgisayar mühendisliği altyapımı kullanarak, çocuklara algoritma ve lojik kapı mantığını oyun yoluyla öğretmeyi amaçlayan bir aktivite tasarladım. Çocukların o oyunu oynarken gözlerinde çakan merak kıvılcımını görmek zaten harikaydı; fakat asıl unutulmaz an sonrasında yaşandı.
Etkinlik bittikten sonra oyunu benim tasarladığımı öğrenip şaşkına dönen çocuklardan birinin bilgisayar başına geçip büyük bir merakla “Nasıl oyun yapılır?” diye araştırmaya başladığını gördüm. O çocuğun ekran karşısındaki heyecanlı bakışları, bu projeye gelme amacımı tam anlamıyla gerçekleştirdiğimi ve orada kalıcı bir iz bırakabildiğimi hissettirdi.
Seyahatler ve Kültürlerarası Bağlar
ESC’nin bana kattığı en büyük zenginliklerden biri, dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla sınırları aşan bağlar kurmak oldu. Şehirdeki sörf kulübünde ve diğer derneklerde çalışan Avrupa Dayanışma Programı gönüllüleriyle yollarımız kesişti ve kısa sürede çok yakın arkadaş olduk.
Birlikte geçirdiğimiz her an, paylaştığımız her deneyim bizi birbirimize daha da yakınlaştırdı. Dönüp arkama baktığımda, orada ömür boyu sürecek dostlukların kapısını araladığımı çok net görebiliyorum.
Bu güzel dostluklar, harika seyahat anılarıyla da taçlandı. Proje süresince Portekiz’in tarihî ve kültürel dokusunu keşfetmek için bol bol seyahat etme fırsatım oldu; Porto, Lizbon, Braga ve Melgaço gibi şehirlerin sokaklarında kayboldum.
Keşif merakım Portekiz’le de sınırlı kalmadı; komşu ülke İspanya’ya geçerek Valencia ve Madrid’in o capcanlı, sanatsal atmosferini de bu unutulmaz yolculuğa dahil ettim. Farklı kültürleri yerinde solumak ve bu yolları dünyanın farklı yerlerinden gelen dostlarla yürümek, bana bir dünya vatandaşı gibi hissettiren benzersiz bir deneyimdi.
Son Söz: KOZ-DER Ailesine ve Geleceğin Gönüllülerine Mesaj
Bu satırları yazarken, bavulumu ilk topladığım andaki o tatlı heyecanımı ve Portekiz’e doğru yola çıkarken kalbimde taşıdığım hissi hatırlıyorum. Şimdi ise arkama dönüp baktığımda; biriktirdiğim paha biçilemez anıları, dünyanın dört bir yanından edindiğim ömürlük dostlukları görüyorum.
Bu muazzam yolculuğun en başından beri bana inanan, her adımımda desteğini hissettiren ve bu köprüyü kurmama vesile olan KOZ-DER ailesine ve mentörlerime yürekten teşekkür ederim. Onların güveni olmasaydı, bu hikâye eksik kalırdı.
Geleceğin gönüllü adaylarına, ekran başında bu yazıyı okuyan ve “Acaba ben de yapabilir miyim, konfor alanımdan çıkmalı mıyım?” diye düşünen arkadaşlarıma ise tek bir mesajım var:
Hiç düşünmeyin, o projeye başvurun!
Sınırlarınızı aşmak, kendi mesleki ve kişisel birikiminizle dünyanın bir ucundaki bir insanın hayatına dokunmak ve en önemlisi kendinizi yeniden keşfetmek için ESC benzersiz bir fırsat.
Korkularınızı geride bırakın ve bu hikâyenin bir sonraki kahramanı olmak için ilk adımı atın. Portekiz’in okyanus esintisi ve hayatın size hazırladığı tüm o güzellikler, cesaret ettiğiniz an sizi bekliyor olacak.