Portekiz
Hilal SERT
"Portekiz’de geçirdiğim iki aylık ESC gönüllülük süreci; nesiller arası dayanışma, kültürel keşif, kişisel gelişim ve unutulmaz seyahat deneyimleriyle hayatımın dönüm noktalarından biri oldu."
Program
Portekiz ESC Gönüllülüğü
25.03.2026
Herkese merhaba,
Ben Hilal SERT. 2026 yılının bahar aylarında, Portekiz’de iki ay süren kısa dönem bir ESC gönüllülük projesine katıldım. Benim için bu süreç sadece bir sosyal sorumluluk faaliyeti değil; konfor alanımdan çıkıp kendimi, sınırlarımı ve dünyaya bakış açımı yeniden keşfettiğim, hayatımın dönüm noktalarından biri oldu.
Proje Sürecim
Proje boyunca nesiller arası köprüler kurmayı hedefleyen çok yönlü bir çalışmanın içinde yer aldım. Faaliyetlerin asistanlık ve koordinasyon süreçlerinde aktif roller üstlendim. İlk ayımda çocuklarla bir araya gelerek onların bitmek bilmeyen enerjilerine ortak oldum; eğitici ve yaratıcı aktivitelerde onlara eşlik ettim, birlikte oyunlar oynadım ve keyifli zamanlar geçirdim.
İkinci ayımda ise odağımızı yaşlı bireylere çevirdik. Onların hayat hikâyelerini dinlemek, onlarla zaman geçirmek ve günlük yaşamlarına küçük de olsa neşe katabilmek benim için çok farklı bir tecrübeydi. Yaşlılarla birlikte yoga, spor ve dans yaptık, şarkılar söyledik. Bu etkinliklerde hem onlara eşlik ettim hem de fiziksel hareketlerini kolaylaştırmaya, enerjilerini ve yaşam motivasyonlarını artırmaya çalıştım. Onların yüzündeki samimi tebessümü görmek benim için paha biçilemezdi.
Portekiz’de Bir Günüm ve Keşiflerim
Günlerim hem proje faaliyetleriyle hem de çok kültürlü bir yaşam alanının dinamizmiyle geçiyordu. Kaldığım evdeki insanların kökenleri ve kültürleri birbirinden tamamen farklıydı. Bu sayede sadece dışarıda değil, günün sonunda eve döndüğümde bile kesintisiz bir kültürel paylaşımın içinde bulunuyordum. Farklı dilleri, mutfakları ve yaşam alışkanlıklarını paylaşmak, evimizi adeta küçük bir dünyaya dönüştürmüştü.
Bu iki aylık süreçte sadece projenin gerçekleştiği Santa Maria da Feira ile sınırlı kalmadım. Portekiz’in ruhunu, mimarisini ve tarihini daha yakından tanımak için Porto, Lizbon, Aveiro, Coimbra, Braga ve Espinho gibi şehirleri gezdim. Her şehirde farklı bir atmosfer, farklı bir hikâye ve yeni insanlar tanıma fırsatı buldum.
Seyahat etme tutkum Portekiz ile de sınırlı kalmadı. Bu süreçte İspanya ve İtalya’yı da keşfetme fırsatı yakaladım. Gittiğim her şehirde yeni arkadaşlıklar kurdum, farklı kültürleri deneyimledim ve unutulmaz anılar biriktirdim.
Projenin Bana Kattıkları
Bu proje ve yaptığım seyahatler bana hem mesleki hem de kişisel anlamda paha biçilemez bir olgunluk kattı. Kendi kültürümüzle gezdiğim yerlerdeki insanların yaşam tarzlarını karşılaştırma fırsatı buldum. Bu karşılaştırmalar bana çok önemli bir şey öğretti: İnsanlar aslında bizi sandığımız kadar yargılamıyor.
Toplum olarak ya da bireysel olarak taşıdığımız “acaba ne derler?” kaygılarının çoğu zaman ne kadar yersiz olduğunu yaşayarak gördüm. Farklı bir yerde, bambaşka insanlarla zaman geçirmek ve onların perspektifinden hayata bakabilmek kendi bakış açımı büyük ölçüde geliştirdi.
Bu süreç bana bazen var olan sorunları hemen çözmeye çalışmak yerine, biraz durup dışarıdan bakmam gerektiğini öğretti. Kendimi korumam gereken anları fark etmek de benim için çok büyük bir kazanımdı. Hayat mottolarımdan biri haline gelen en somut kazanımım ise şu oldu: Eskiden çok net kırmızı çizgileri olan ben, bu süreç sayesinde esnemeyi ama kırılmamayı öğrendim.
Unutulmaz Anım
İspanya ve İtalya seyahatim sırasında hayatım boyunca unutamayacağım, trajikomik ve bir o kadar da büyüleyici bir an yaşadım. İspanya’daki son gecemde uçağım çok erken saatte olduğu için geceyi havalimanında geçirmek zorunda kaldım ve hiç uyuyamadım. Üstelik bir önceki gün de çok erken uyanmıştım; yani neredeyse iki gündür uykusuzdum.
Ertesi sabah saat 10.00’da Venedik’e vardım. Kalacağım yerin check-in saati 14.00 olduğu için o uykusuz halimle Venedik sokaklarını gezmeye başladım. Yürürken karşıma çok etkileyici bir kilise çıktı. İçeri girip o büyüleyici atmosferi izlemek için bir sıraya oturdum. Fakat yorgunluktan ve uykusuzluktan farkında bile olmadan orada uyuyakalmışım. Yaklaşık 30 dakika sonra görevlilerden biri gelip beni uyandırdı.
Asıl unutulmaz an tam da o zaman başladı. Zihnim neredeyse bir dakika boyunca kendine gelemedi. Karşımdaki kişi bana “İyi misin?” diye soruyordu; ne dediğini anlıyordum ama cevap veremiyordum. Konuşmak için ağzımı açtığımda ise Türkçe konuşmaya başladım ama ne dediğimi ben bile tam anlayamıyordum. Nerede olduğumu, tek başıma seyahat ettiğimi ve o muazzam kilisenin ortasında uyuyakaldığımı idrak etmeye çalıştığım o an, benim için asla unutulmayacak bir anı olarak kaldı.
Teşekkürlerimle
Bu unutulmaz yolculuğun gerçekleşmesinde emeği olan herkese yürekten teşekkür etmek isterim. En başta bu fırsatı bana sunan, yolun başından sonuna kadar beni destekleyen KOZ-DER’e çok teşekkür ederim.
Portekiz’e adım attığım ilk andan itibaren beni çok güzel karşılayan, karşılaştığım her problemde samimiyetle yanımda olan Cruz Vermelha ekibine de sonsuz teşekkürler. Ayrıca orada birlikte çalıştığım, aynı dili konuşmasak bile bana her zaman sıcak davranan, sevgisini ve yardımını esirgemeyen tüm iş arkadaşlarıma minnettarım. İyi ki yollarımız kesişmiş.
Son Söz
Portekiz’deki bu gönüllülük deneyimi ve sonrasındaki seyahatlerim bana sadece yeni yerler görme fırsatı sunmadı; beni esnetti, büyüttü ve bana kendimi armağan etti. Korkularımın yersizliğini görmek, esnek kalabilmeyi öğrenmek ve dünyaya daha geniş bir pencereden bakmak benim için çok değerliydi.
Bugün geriye dönüp baktığımda, o ilk adımı atma cesareti gösterdiğim için kendime teşekkür ediyorum. Bu deneyim, hayatımın en parlak ve en özel sayfalarından biri olarak hep benimle kalacak.