İçeriğe atla

Türkiye · Kilis

Fatma Begüm DURMAZ

"Fatma Begüm DURMAZ, Kilis’teki LIFE for PRR gençlik değişiminde kültürlerarası dostlukları, sürdürülebilirlik atölyelerini ve dünyayı Türkiye’de ağırlamanın mutluluğunu anlatıyor."

Program

LIFE for PRR — Erasmus+ Gençlik Değişimi

3 Temmuz 2025

Dünyayı Kilis’e Çağırmak: LIFE for PRR ile Unutulmaz 10 Gün

Merhaba, ben Fatma Begüm DURMAZ.

Bugün sizlere, hayatımın en dönüştürücü ve en renkli deneyimlerinden birini; sınırların pasaportlarla değil, kurulan bağlarla aşıldığını bana öğreten Kilis yolculuğumu anlatmak istiyorum.

3–11 Temmuz 2025 tarihleri arasında Kilis’te gerçekleştirdiğimiz “LIFE for PRR – Yaşama Kat” Youth Exchange projesi, benim için sadece bir gençlik değişimi değil; haritada uzak görünen bir şehrin kalbimde kocaman bir yere dönüşme hikâyesiydi.

“Onlar Gelemiyorsa, Biz Gideriz”den “Onlar Türkiye’ye Gelsin”e!

Uzun zamandır yurt dışındaki Erasmus+ projelerine başvurular yapıp bir türlü geri dönüş alamayan o gençlerden biriydim. Bordo pasaportun getirdiği vize engelleri ve belirsizlikler hevesimi kırarken, tam da final haftasında ders çalışmanın ağırlığı altındayken karşıma bir ilan çıktı: Kilis’te gerçekleşecek bir gençlik değişimi projesi.

Kendi kendime, “Madem ben şu an yurt dışına gidemiyorum; o zaman onlar Türkiye’ye gelsin, ben de bu kültürlerarası deneyimi kendi ülkemde yaşayayım!” dedim. Üstelik Kilis, daha önce hiç gitmediğim ve belki de yolumun kendiliğinden hiç düşmeyeceği bir şehirdi. Bilgi paketinde Şanlıurfa ve Göbeklitepe gezisinin olduğunu da görünce heyecanım ikiye katlandı. Başvurumu yaptım ve bir süre sonra gelen o kabul e-postası, hayatımda bir projeden aldığım ilk kabulün mutluluğu oldu.

Kilis’e İlk Adım: Uzun Bir Yol ve Sıcak Bir Karşılama

Böylece tek başıma çıkacağım o uzun otobüs yolculuğu başladı. Kilis’e vardığımda beni otogarda Halil Hocam ve Özlem karşıladı. Onların yüzündeki samimiyeti ve enerjiyi gördüğüm ilk anda, bu projenin harika geçeceğini ve kendimi hiç yalnız hissetmeyeceğimi anlamıştım; nitekim tam da öyle oldu.

Proje boyunca bir anımız bile boş geçmedi. Bir eğitimci adayı olarak atölyelerde öğrendiğim müthiş energizer ve ice-breaker oyunlarını meslek hayatımda mutlaka kullanacağım. Ama öğrendiklerimiz sadece sınıf içi dinamiklerle sınırlı değildi; Polonya, İtalya ve Romanya’nın danslarını öğrendik, mutfak kültürlerini tattık. Hatta kurduğumuz bu dostluklar sınırlara meydan okudu; projede tanıştığım İtalyan arkadaşımı daha sonra İtalya’da ziyaret etme fırsatı bile buldum!

Horondan Polonya Düğününe, Kuymaktan Kebaba

Akşamları eğitim bittikten sonra ya da kahve molalarında salon bir anda mini bir festivale dönüşüyordu. Birbirimize şarkılarımızı, danslarımızı ve dillerimizi öğretiyorduk.

Beş farklı ülkeden gençler olarak hem Karadeniz horonu teptik hem de geleneksel bir Polonya düğününü canlandırdık. Ben onlara kendi ellerimle kuymak yaptım; Türk kültürünü anlatıp ülkemize tekrar gelmeleri için onları ikna etmeye çalıştım.

Tabii bir de Kilis mutfağı vardı… Neredeyse her gün yediğimiz enfes kebaplar ve Kilis’in o dillere destan misafirperverliği hepimizin aklını başından aldı. Hâlâ oradaki lezzetleri ve paylaştığımız sofraları çok özlüyorum.

Sadece Eğlence Değil, Alın Teri ve Sürdürülebilirlik

10 gün boyunca çok eğlendik ama projenin asıl teması olan çevre ve sürdürülebilirlik için çok da çalıştık. Tarlaya gidip ellerimizle karpuz topladık, atık kumaş ve kıyafetleri iğne-iplikle ileri dönüştürerek yepyeni tasarımlar diktik, Oylum Höyük etrafındaki çöpleri topladık… Emek verdikten sonra Göbeklitepe’nin binlerce yıllık gizemine dokunmak ve Balıklıgöl’ün masalsı atmosferinde yürümek ise hepimiz için büyüleyici bir ödüldü.

Sihirli Bir Zaman Makinesi Olsa…

Paylaşacak o kadar çok şeyimiz vardı ki, 10 gün bize kesinlikle yetmedi. Ayrılık günü geldiğinde herkese çok çabuk sarılıp uzaklaştığımı hatırlıyorum; çünkü biraz daha dursam gözyaşlarımı tutamayacaktım ve sonsuza kadar Kilis’te kalmak isteyecektim.

Zaman zaman, “Keşke sihirli bir zaman makinemiz olsa da o salondaki kahkahaları, o sofraları ve Kilis’in sıcağındaki o dayanışmayı canımız istediğinde tekrar tekrar yaşayabilsek” diye düşünmeden edemiyorum.

Teşekkürler

Hayatıma böylesine dolu dolu ve unutulmaz 10 gün kattığı için çok mutluyum.

Beni bu projeye seçerek bu kapıyı aralayan, vizyonlarıyla her zaman yanımızda olan Halil Hocama ve Mevlide Hocama; bitmek bilmeyen enerjisi ve yardımseverliğiyle her anımıza koşan Özlem’e; tanıştığımız andan itibaren sanki yıllardır tanışıyormuşuz gibi hissettiren canım Bea ve Fürüzan’a ve bu hikâyeyi güzelleştiren tüm katılımcı arkadaşlarıma yürekten teşekkür ederim. Sizler olmasaydınız Kilis benim için haritada sadece bir şehir olarak kalırdı; sayenizde ömür boyu tebessümle hatırlayacağım bir yuvaya dönüştü.